Doğada tek başına kamp ve korku

#1
Doğada tek başınıza kalırken ürperiyor musunuz? Ben çocukken çok korku filmi izledim ve tek başıma kamp attığımda aklıma sürekli kurtadamlar, vampirler geliyor :D inanın ayıdan yılandan kurttan akrepten herhangi bir canlıdan korkmuyorum fakat gözümü kapadığımda aklımda sürekli değişim geçirmiş kurtadamların çadırımın etrafında gezindiği, pençe atarak bağırsaklarımı dökeceği gibi fantastik şeyler geliyor.
Bunları düşününce de başlıyorum ses dinlemeye :D
Sizin de böyle takıntılarınız var mı?
 
#4
:D valla içimden geçenleri bi farklı boyuta taşımışsınız .benimde en büyük korkum ayı ve kurt çakal sürüleri. O yüzden geceleri kendim kamp atmayı çok istiyorum ama pekte yemiyor yani :)
Özellikle ayı olayı biraz sıkıntılı gibi geliyo bana ya .
 
#5
Uludağ'da iki kere ayı ile karşılaştım. Karşılaştım dediysem öyle yüzyüze değil.

İlkinde çok yorgundum, kışın haftaiçi Çobankaya'da kamp kurdum. Normalde ağaçlık yerde kamp kurmaktan kaçınırım. Bir iki saat daha yürüsem daha yüksekte ağaçsız bir alanda kamp kurabilirdim. Neyse..

Gece, kapkaranlık, yılın ilk karı düşüyor. Çadırı kurup girdim içine, bir saat kadar yemek vs oyalandım. Keyfim o kadar yerinde ki ayı mayı aklıma gelmiyor. Neyse yemekten çaydan sonra hareketsiz durunca üşümeye başladım ve tulumun içine girdim.

Uykuya daldım ve allak bullak bir şekilde uyandım. Tulum ayağa kalktı ve ben yuvarlandım. Ama öyle yorgunum ki bir anlam veremeyip tekrar daldım uykuya.

Bir iki saat sonra kendiliğimden uyandım. Dışarıdan ses geliyor. Dinlemeye başlayınca tok bir ayak sesi. Hayvan sen gel yaklaş yaklaş çadırın etrafında dön... Burnuyla başladı çadırı koklamaya. Kafayı çadırın altına sokuyor bu esnada çadır havalanıyor ve tulumla yuvarlanıyorum. Şoka girdim tabi.. fermuarı açıcam elim ayağım dolaştı. Oğlum, höst möst diyorum ama nafile... Çadır tek kat olduğu için içeri giremiyor (tabi pençe sallasa çadırı da bağırsakları da ele alıcam)

Bir şekilde tulumdan kurtuldum. Elime tencere ve kapağını alıp çat çat birbirine vurmaya başladım. Bir taraftan bunu yapıyorum, diğer taraftan fermuarı açıp kapıyorum.. derken hayvan uzaklaştı. Metalik sesler bu hayvanları ürkütürmüş. Alışkın olmadığı sesler ya.... Bir saat kadar çadırdan çıkmadım. Ses dinledim. Baktım gelen giden yok çadırı içindeki malzemelerle bohça gibi yapıp aldım sırtıma asfalta çıkıp otellere doğru koşar adım yürüdüm.

Açıkta yemek bırakmamıştım. Ayrıca yorgun olduğum için yemek de pişirmedim. Kahvaltı gibi hafif birşeyler yiyip kaldırdım. Eğer bal, balık konservesi gibi şeyler açıkta olsaydı muhtemelen çadırı pençesiyle yırtar içeri girmeye çalışırdı.

İkinci olay da gene Uludağ çevresinde oldu. Uludağdan İnegöl yönüne yürüyorum. Gece çok geç saate kaldım ve bir türlü kamp yeri beğenmeye beğenmeye ilerledim. Sabaha karşı 2-3 sıralarında artık yağmur başladı. Çadırı kuracak düz zemin olmadığı için, tam da ağaçların başladığı irtifada çadırı bivak gibi yapıp içine girdim uzandım. Bir iki saat geçti.. yağmur hafifledi fakat gün doğmadan içinden çıkmak istemedim. O arada bunları düşünürken bir ayı böğürtüsü koptu. Mesafeyi tahmin etmeye çalışırken hayvan tekrar böğürdü... 20 -30 saniyede bir bağırıyor. Mesafeyi anlayamıyorum ama ben diyim 300 sen de 1000 metre.. dağ olduğu için yankı yapıyor. Bu sefer ilkinden daha fazla korktum. En yakın karayolu kuş uçuşu 8-10 km mesafede. Telefon çekmiyor. Hayvan bir şekilde bana yaklaşıp saldırsa ayvayı yedim. Neyse ki kokumu almadığından olsa gerek sabaha kadar üçbuçuk atsam da gelmedi. Muhtemelen çiftleşme ile alakalı bir bağırtıydı.

Bunlar gün ışıyınca çektiğim fotoğraflar.

IMG_20150822_065923.jpg IMG_20150822_074608.jpg

Benim tecrübe ettiğim bu hayvanlar ormanda takılıyor. Yükseklerde, 2000 metre üstünde ağaçsız bölgede hiç rastlamadım. Ormanda ayı ile karşılaşmak, ayıların kamp alanına gelmesi olası. Uludağ'daki hayvanlar insan sesine, kokusuna alışık. Karadenizdekiler kadar vahşi ve yırtıcı değiller. Bu arada Karadenizdekiler 3000 3500 metre civarlarında görülüyormuş.
 
#6
Korkuna karşı git korkudan olucek değilsin ya hem korku dikkatini artırır korkmakdan korkma gibi bir cümle her şeyini çözer zaten 1 gece kaldıktan sonra korkularını yeneceksindir
 
#7
Tek başına ilk defa yapılan kamplarda geceleri insan ürküyor korkuyor ama daha sonraki yapılan kamplarda bu korkma ürkme olayı çok fazla olmuyor, yanılıyor muyum?
 
#8
son kampta çadırın yanına bir şey geldi, hırladı fakat köpek veya çakal hırlaması değildi. gür bi sesi vardı :) domuz hırlamaz bildiğim kadarıyla. insanın aklına ayı geliyor. hoşt filan dedim. birkaç dakika sonra tekrar hırlayınca deli cesareti geldi, uykumu da böldü uyuz oldum. aldım elime kocaman sopayı çıktım çadırdan dışarı.. birkaç dakika fenerle etrafı taradım, ancak hangi hayvansa toz olmuştu. hatta videosu var silmemişsem yüklerim birazdan.

korku hissettim tabi. feneri karanlığa her çevirdiğimde kocaman bir şeyle karşılaşmayı bekledim. çadıra tekrar girince bir daha gelmedi.
 
#9
Sn.Alaattinin kafa lambası,domuzla çok karşılaştım domuz hırlıyor hem de çok fena dok bir sesle,bir de kirpilerin değişik sesler çıkardığını büyüklerimden dinlemiştim.
 
#13
Türkiyede ayı spreyi satılıyor mu. Ben almaya çalıştım baya da aradım soruşturdum ama hiçbiryerde bulamadım. Özellikle boz ayıya karşı da ne silahın nede küçük biber gazlarının işe yaramadığını çok okudum.....uzak durmakta fayda var. Birde amerikada tabi kanun olarak ayılardan korunmak için birçok kural var. Uygulamazsan ceza alıyorsun. Birincisi kozmetik, diş fırça ve macun dahil kokabilecek herşeyi hava almaz ayı kutularında taşımak ve o kutuları kamp çadırının en az 30 metre uzağına saklamak. Yada orman bölge yönetmeliğinin verdiği ölçülerde yine koku geçirmez torbalarla ağaca asmak. Ama öyle tuhaf ki kendini korumak değil sadece amaç. Ayıların kesinlikle insanlarla ilgili hiçbirşeyden beslenmemesini sağlamak. O zaman insanlarla yiyecek bulmayı ilişkilendirmiyorlarmış. Ben o yüzden artık yiyecekleri asla doğada hayvanlar yesim diye bırakmıyorum. Geçen de hayvanlar yesin diye kamp sahasına 1 kutu bozulmuş sucuk atan bir grup kampçıyı uyardım ama onlar aynı fikirde olmadıkları için işte kamp alanına 10-20 metre kala attılar. Sadece uludağda yaylada kamp yaparsak yanımıza gelen çoban köpeklerini bol bol doyuruyoruz. Omzaman bütün gece yanımızda yatıyorlar. Hele gece uzun aralıklarla sürekli yemek yersen dev gibi iki çoban köpeğin koruyucun olabiliyor.....
 
#14
Şimdi işin gerçeği ayıya, suratına sprey sıkacak kadar yaklaşmışsanız kanımca o spreyi sıkmasanız da olur. Zira ayı ya kendisi nahoş yani o kadar yaklaşmak. Sözün kısası şu ayı spreyi denilen alet bana pek mantıklı güven verici gelmiyor.
 
#15
Ben yinede ayı spreyine sahip olmak isterdim.... üniversitedeyken çantamdaki babamın verdiği biber spreyi sayesinde eve gidiş geliş saatleri konusunda özgür bir kız olabildim.... babam beni engellemek yerine kemdimi korumam için gerekenleri yaptı.... benim için şu anda ayılar veya kurtlar çnemli değil doğada... kaderimde ne varsa yaşamaya razıyım ama kızım ileride arkadaşları ile kampa gittiğinde en azından eline bir ayı spreyi bermek isterdim.... hem iki bacaklı tehlike unsurlarına karşı da çok işe yarar.... hatta iki bacaklılar daha tehlikeli.....
 
#18
Benim tek başıma doğaya çıktığımı, bazen günlerce tek başıma yürüdüğümü duyanların genellikle ilk sorusu "abi korkmuyor musun tek başına ses yok kimse yok, insan yok" vs oluyor. Bende diyorum ki "işte o yüzden korkmuyorum ya, insan yok".
Doğada hiçbir canlı (ayı dahil), bir ayıoğluayı tehlikesiyle kıyaslandığında çok da tehlikeli değildir kanımca.
 
#19
bu yaz çok kel alaka bir yerde bolu köroğlu civarlarında orman kampında, üstelik yüksek sayılabilecek serin bir irtifada çadırın altından akrep çıktı. yüksek irtifada, kışları sert geçen bir ormanda bu tip akrep böcek olmaz diye çadırın kapısını açık koyardım artık huy geldi kesinlikle kapalı tutuyorum.